Eğilirken ortaya çıkan baş ağrısı sinüzit olabilir?

Eğilirken ortaya çıkan baş ağrısı sinüzit olabilir?

Baş ağrısı ile yaşam kalitesini düşüren sinüzit tedavisinde, öncelikle burun içi-sinüslerdeki iltihap ve ödem ortadan kaldırılıyor.

Her “baş ağrım var” diyen hastanın sinüzit olmadığını söyleyen Türkiye İş Bankası İştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tuncay Özçelik, “Sinüzit tanısı konulması için mutlaka doktor kontrolü gerekiyor” dedi.

Özellikle kış aylarında toplumu etkileyen önemli bir hastalık olan sinüzit, neden olduğu baş ağrısı ve burun tıkanıklığı ile hayat kalitesini olumsuz etkiliyor. Günümüzde en sık görülen hastalıkların başında yer alan sinüzit, yüz kemikleri içerisindeki, içi normalde hava dolu olması gereken boşluklarda iltihaplı doku birikmesi kaynaklı bir hastalık olarak tanımlanıyor. Genellikle sinüs boşluklarının havalanmasını sağlayan kanalların tıkanması ve belirli bazı mikropların sinüs boşluğuna yerleşmesi sonucu ortaya çıkıyor. Bu kanalların tıkanmasında, tekrarlayan ve yeterli tedavi edilemeyen viral üst solunum yolu enfeksiyonları, allerjik durumlar, burun orta bölmesindeki eğrilikler, burun eti büyümeleri, burun polipleri ve özellikle çocuklarda geniz eti büyümeleri önemli rol oynuyor.

İltihaplı akıntı akut sinüzit olabilir

İki haftaya kadar olan saptanmış sinüzit bulgularının akut sinüzit, iki – on iki hafta arası subakut sinüzit, 12 haftadan daha uzun süren sinüzit vakaları ise kronik sinüzit olarak belirtildiğini söyleyen Doç. Dr. Özçelik, “KBB hekiminin endoskoplarla da desteklenen klinik muayenesinde sinüslerin burun içerisine açılan kanallarında iltihaplı akıntının görülmesi özellikle akut sinüzit tanısı için çok anlamlıdır. Ancak kronikleşmiş sinüzitlerde her zaman bu durum saptanamayabilir. Bu durumda çekilecek olan, kafa içerisindeki sinüsleri gösteren tomografi hem sinüzit olup olmadığı hem de hangi sinüslerin ne kadar etkilendiği ve sinüzit hastalığının akut ya da kronik olması hakkında önemli bilgiler verir” dedi.

Öncelik sinüsleri açmak

Sinüzit hastalarına öncelikle ilaç tedavisi uygulanıyor. Akut sinüzitte 10-14 günlük uygun ve etkili antibiyotik tedavisi uygulamak gerekiyor. Kronik sinüzitlerde bu süre daha uzun tutulabiliyor. Antibiyotiğin yanı sıra burun açıcı spreyler, burun için hazırlanmış özel solüsyonlarla burun yıkama, dekonjestan adı verilen ve burun içindeki ödemi azaltarak sinüslerin ağzını açmaya yardımcı ilaçlar, ağrı kesiciler kullanılan diğer ilaçlar arasında yer alıyor. İlaç tedavisiyle iyileşmeyen hastalara ise cerrahi tedavi uygulanıyor.

Ameliyat ile tedavi mümkün

Sinüzit ameliyatları günümüzde yaygın olarak burun içinden, dışarıdan bir kesi yapılmadan, değişik görüş açıları olan endoskoplarla kamera eşliğinde yapılıyor. Temel prensip hastalıklı dokuları, iltihabı ve varsa polipleri temizleyerek sinüslerin yeniden havalanmasını sağlamak diye belirten Doç. Dr. Özçelik, “Aynı seansta eğer varsa burun kıkırdak kemik eğriliği düzeltilebilir, burun etleri küçültülebilir ya da burun polipleri temizlenebilir. Endoskopik sinüs cerrahisi bu konuda deneyimli bir KBB hekimi tarafından, genellikle genel anestezi altında konforlu bir şekilde gerçekleştirilir. Nadir durumlarda lokal anestezi ile de yapılabilir. Başarılı bir operasyon sonrası sinüzitin tekrarlaması çok nadirdir. Operasyon sonrası genellikle hastalar aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir, ameliyat sonrası birkaç gün içerisinde de normal yaşamlarına dönebilir” diye konuştu.

Her baş ağrısı sinüzit değildir

Öne doğru harekette basınç artar: Sinüzit, bazen şakak ve alın kemikleri hatta diş köklerine yayılan basınç, zonklama hissi ve ağrılar ile ortaya çıkıyor. Baş, öne doğru eğildiğinde ağrı ve basınç hissi artabiliyor.

Geniz akıntısını grip ile karıştırmayın: Genellikle sarı yeşil renkli burun ve geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük, balgam, bazen ateş, hafif halsizlik ve yorgunluk hissi kişiyi rahatsız eden en önemli şikâyetler arasında yer alıyor.

Koku duyunuzu kontrol edin: Her baş ağrısı yakınması olan kişide mutlaka sinüzit vardır demek doğru olmayabiliyor. Burnun tıkalı olması tat ve koku duyularında azalma yaşanmasına neden olabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir