Kategoriler
Annelik Genel

Çocuklarınıza depremi hakkında bilgilendirin…

İstanbul Silivri açıklarında meydana gelen ve Kandilli Rasathanesi’nden alınan verilere göre 5.7 şiddetinde olan deprem sonrası ailelerle birlikte çocuklarda da kaygı durumu ortaya çıktı. Depremi ilk kez yaşayan çocukların bazıları okula gitmekten korkarken bazıları ise ailesinin yanından ayrılmadı. Çocuk Psikoloğu Arzu Yazar deprem sonrası çocuklarda görülen kaygı durumu hakkında ebeveynleri uyardı.

Çocuk Psikoloğu Arzu Yazar, “Öncelikle hayatın bazı gerçeklerini kabul etmek gerekiyor. Bunlardan biri doğal afetler. Çocuklara bu durumu normalleştirerek anlatırsak onlar çok fazla korkmayacaktır. Olaylara anlam kattığımızda ve duygu yüklediğimizde onlar daha fazla korkarlar. Ailenin yüz ifadesi, korkusu çocuğa yansır” diye konuştu.

Çocuk Psikoloğu Yazar, konu hakkında bilgi verdi.

Korku dünyasına sıkışabilir

Çocukları günlük hayatı yaşamaya teşvik etmemiz gerekiyor. Çocuğun bir deprem anında ne yapmak gerektiğini bilmesi gerekiyor. Aile, çok basit bir dille çocuğa depremi anlatmalı. Çok duygu yüklememek önemli. ‘Korkunç, felaket, her şey yıkılacak’ demek bizim zihnimizdeki korkular. Çocuk bu korkuları bilmiyor. Çocuklar yetişkinler gibi hemen adapte olamayabilir, korku dünyasının içinde sıkışabilirler. O nedenle onlara bir kaos sunmadan net bir şekilde anlatırsak daha iyi olacaktır.

Uzman desteği ne zaman alınmalı

Depremi ne kadar saklasak da bir haber bülteninde bile çocuğun karşısına çıkacaktır. Çocuklar bunlara maruz kaldıklarında aileler bunların hayatın bir gerçeği olduğunu belirterek konuşmalıdır. Çocuklarla konuşabildiğimiz her şey normalleştirilmiştir. Normalleştirilen her şey ile baş edilebilir. Korku oluştuğunda ise ebeveyn çocukla konuşmalıdır. Bu somutlaştırılır ve konuşulabilir hale getirilirse aile içinde halledilebilir. Aile desteğine rağmen çocuk hala bir şeylerden korkuyorsa bir uzman desteği daha etkili olacaktır. Çünkü kaygı ve korku bulaşıcıdır. Bazen ufak bir kaygı ve korku giderek büyüyebilir ve benzer şeylere tepki vermesine sebebiyet verebilir.

Belirtilere dikkat

Çocuk Psikoloğu Arzu Yazar son olarak çocuklarda görülebilecek korku belirtilerini şöyle sıraladı:

Çocuk bir yere gitmek istemeyebilir. Okula gitmek istemez, evden ayrılmak istemez, ebeveynlerini sürekli yanlarında ister, yalnız kalmaktan korkar, güvende hissetmek adına ebeveynlerine daha yapışık bir hal alır. Çocuk nerede güvendeyse oraya çekilecektir.

Kategoriler
Annelik Genel

Hamilelik döneminde bebeğinizle konuşurak onunla iletişim kurabilirsiniz

Memorial Hizmet Hastanesi anne adayları için ücretsiz doğuma hazırlık kursu başlattı. Anne adaylarının endişelerini azaltmak, daha bilinçli ve keyifli bir hamilelik dönemi için açılan kurs, 8 hafta sürecek. Anne adaylarının rahat ve kolay bir doğum yapmasına yardımcı bilgilerin verildiği kurslara katılım ise ücretsiz. Anne adaylarının bebeğin bakımına dair pek çok soruya yanıt bulacağı kursta anne karnındaki bebeğin gelişimi, takibi ve gebelik süresince yapılması gereken testler ve bir doğumun nasıl olması gerektiği kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından anne ve baba adaylarına aktarılacak.

Doğumun sağlıklı olabilmesi adına doğuma giden süreçteki 9 ay çok önemli olduğuna dikkat çeken Memorial Hizmet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Perinatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ayşe Kafkaslı, “Biz kursumuzda gebenin ve baba adayının, ona yardım edecek çevrenin ve çekirdek ailenin hazırlanmasını sağlıyoruz. Doğru bilgiyi vererek gebelikte meydana gelebilecek değişikliklere hazırlayarak gebelikte yapılacak testler hakkında bilgiler vererek endişesiz, huzurlu, neyin ne olduğunu bilen farkındalıklı bir gebelik geçirmesini sağlamaya çalışıyoruz” diye konuştu.

Hamilelik döneminde bebeğinizle konuşun

Anne ve baba adayı bebeklerinin görmediği halde kendilerini duyan bir canlı olduğunu unutmamalıdır. Sanki karşılarında yetişkin bir birey varmış gibi onunla konuşmaları müzik dinletip hikaye okumaları çok önemli. Dolayısıyla gebelik sırasında sevgiye ekilmiş o tohumlar sevgi odaklı şefkatli bireyin ortaya çıkmasını sağlıyor. Doğumdan sonraki 3 yıl ve gebelik süreci bireyin şekillenmesi için en önemli dönem. Bebek için alışveriş yapılır. İstediğiniz renk kıyafeti istediğiniz zaman seçersiniz. Ama bu değerli dönemi eğer bebeğinizle iyi ve sevgi dolu ilişki kurmadan geçirirseniz bunun telafisi olmayacaktır. Anne adayının karnındaki bebeği ile konuşması için bir alete ihtiyacı olmayacaktır. İşini yaparken de konuşabilir. Onun için ayrı bir zamana ihtiyacı yok. Çalışırken bile konuşabilir. Onun için ayrı bir zamana ihtiyacı yok her an bebeği ile konuşabilir.

Bitkisel karışımlara dikkat

Sonuçta bitkiler kimyasal etkiye sahip. Bilinçsiz şekilde yapılan karışımlar yarardan çok zarara neden oluyor. Bunun anne adayına doğru anlatılması gerekiyor. Anneler sütleri artması için özellikle bu tür bitkilere yönelebiliyorlar. Karışım bitkilerden uzak durmak gerekiyor. Hangi bitkinin hangi bünyeye ne yaptığını çok bilmiyoruz. Bitkiler çok masum değil. O nedenle bu uzmanı tarafından söylenenlere uymaları çok önemli. Emzirme ve sütün oranı annenin duygu durumu ve beslenmesi ile ilgili. Emzirme sadece bebeği doyurma değil. Bunun bir tekniği ve koşulları var. Anne ile bebek sakin bir yerde anne vücut ve zihnen rahat bir pozisyonda olmalıdır. Bu hem sütün gelmesini hem de psikolojik bağlılığın sağlanmasında çok önemli.

Kategoriler
Genel İş Hayatı

İş hayatında güzellik faktörü ne işe yarayabilir?

Okulu bitirip iş yaşamına atıldığınızda, bu sürecin hayatınızın büyük bir bölümünü oluşturduğunu anlarsınız ve iş yaşamınızın kaliteli olması yaşamınızı da daha kaliteli bir şekilde sürdürdüğünüzün göstergesidir. Elbette iç güzellik önemlidir ama maalesef ki dış güzellik üstü kapalı bir şekilde de olsa, insan yaşamında büyük önem taşır. Özellikle de iş yaşamında görünümünüz düzgünse, daha fazla sözünüzü dinletirsiniz. Güzel ya da yakışıklı olmak, insanın kendine bakması ve değer vermesi ile mümkün olur. Kendinize zaman ayırır ve özen gösterirseniz, etrafınızdakilerin tavırlarındaki değişimi net bir şekilde görebilirsiniz.

Kişisel bakım çok önemli

İngiltere’deki iş patronlarının çalışanlarını nelere dikkat ederek işe aldıklarını araştıran bir danışmanlık şirketi ortaya ilginç sonuçlar koyuyor. İşverenlerden %68’i tecrübe ve yeterlilik gibi özelliklerin yanı sıra kişisel hijyenin de işe alma kararında önemli bir rol oynadığını belirtiyor. %64 ile beden dili ikinci, diksiyon bozukluğu ve ifade edememe durumu da %59 ile üçüncü sırada. İşverenler bakımsız kişileri işe almamada etkili olacak temel 2 öğeyi %29’luk oranla ter kokusuna, %21’lik bir oranla da ağız kokusuna bağlıyor.

Ağır parfümler olumsu etkiye neden oluyor

Çalışanların gözden düşmesine neden olacak diğer nedenler arasında uygunsuz kıyafetler(%56), yersiz mizah anlayışı(%47) ya da negatif etki yaratan ruhsal denge(%41) yer alıyor. Ayrıca ofis ortamındaki hareketlilik düşünüldüğünde ağır parfüm ya da sprey deodorantlar kullanmak hoş karşılanmayacaktır. Kalabalık bir ortamda kimsenin dikkatini çekmeyecek ama yanınıza yaklaşıldığında da hoş bir koku yayılmasını sağlayacak türden parfümler seçmeye de dikkat etmek gerekmektedir.

Kategoriler
Genel İş Hayatı

Sizi başarıya götürecek 30 öneri

Motivasyon İkizleri adı altında markalaşarak, iş hayatında toplumu yüreklendiren söyleşiler yapıp, gösteriler sunan Mustafa Kemal Altıntaş kardeşler, herkesin uygulayabileceği, 30 maddelik motivasyon taktikleri önerilerini kamuoyuna açıkladı. İnsanın sürekli kendini dinlemesi gerektiğinin altını çizen ikizler, ‘uygulanabilir ve başarıya götürecek bu taktikleri herkes uygulayabilir. Önemli olan bu maddeleri okumak değil, uygulayabilmektir’ dedi.

Geçerli bir hikayeniz olsun; Hayalini kurduğunuz konu ile ilgili bir yazı yazın. Yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın.

Hayalinizi somutlaştırın; Gelecekte kendinizi nerede görmek istiyorsanız, adeta yaşıyor gibi, onun hayalini kurun. Örneğin, hayaliniz yeni iş fikri geliştirmekse kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile hayal edin.

Geçmişinizi unutmayın; Geçmişte yaptığınız hataları, elde ettiğiniz başarıları gözünüzde canlandırın. Plan kurarak ulaştığınız hedeflerini ve nerede hata yaptığınızı yazın. Tıpkı bir şoför gibi, arabanızın koltuğuna geçip hem yola bakın hem de dikiz aynasından arkaya bakın.

Zorluklar olmadan başarıya ulaşılmaz; İş hayatınızda başarısızlıklara katlanmalısınız. Uzun bir süre görmediğiniz sevdiğinizi almak için havalimanına giderken, karşılaşacağınız yoğun bir trafik, sizi sevdiğinize kavuşmaktan durdurmayacaktır. İşte iş fikrinize ve hayallerinize sevdiğinize kavuşur gibi koşun.

Kendinizi sürekli güncelleyin; İş fikri hayaliniz ile ilgili güncel bilgileri öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve dinletin.

Sizi motive edecek sembollere yer verin; Evinizde, ofisinizde, arabanızda, cüzdanınızda size hedef ve hayallerinizi hatırlatacak sembollere ve notlara yer verin. Hayalini kurduğunuz iş fikri ile ilgili resim veya sembolleri sürekli görebileceğiniz yerlerde bulundurun.

Sosyal sorumluluk projelerine yer verin; Toplumsal dayanışmayı artıran, desteğine ihtiyacı olan kuruluşlarda gönüllü olun. İhtiyaç sahiplerine yardım edin. Bazen bir ‘merhaba’ demek bile, kimi insanlar için büyük bir motivasyon kaynağı olabilir.

Olumlu olun, etrafınızdakilerin motivasyonunu artırın; Ailenizin, arkadaşlarınızın ve dostlarınızın hedeflerine ulaşmalarında, onları yüreklendirici sözler söyleyerek, çevrenizdeki insanların motivasyonunu artırın. Ama asla yalan söylemeyin.

Uzun yürüyüşler yapın; Bazen insan yalnız kalarak, kendini dinlemek ister. Böyle hislere kapıldığınızda, kendinizi uzun yürüyüşlere bırakın. Kendiniz ile baş başa kalarak, iç muhasebe yapın, kendinize doğruları söyleyin. Bu yürüyüşler hem zihinsel rahatlamayı hem de fiziksel canlılığı artırır.

Başarıya ulaşan hikayeleri inceleyin; Günümüzde başarı hikayeleri artmaktadır. Sizde kendi hikayenizi oluşturmak için, önce başkalarının hikayelerini anlamaya çalışın. Bazen küçük bir not kağıdına yazılan etkili bir cümle, bir kitap adı bile, sizde muhteşem bir motivasyon enerjisi doğurabilir. Bunu pekiştirmek için, başarı hikayelerini okuyun.

Şarkı söyleyin; Müzik dinlemek ve şarkı söylemek, duygularımıza tercüman olabilir. Sevdiğiniz bir şarkıyı, kendiniz söyleyin. Bazen etkili bir müzik bile sizde inanılmaz motivasyon etkileri doğurabilir

Başarı filmleri izleyin; Kurgulanmış senaryolar, bazen gerçek hayattan alınmış hikayelerden oluşmaktadır. Özellikle son yıllarda, başarı hikâyeleri film kategorisi oluşmuştur. İşte siz bu filmleri belirli aralıklar ile izleyin. Hayatınıza uyarlayın.

Yediğinize içtiğinize dikkat edin; Sağlıklı beslenmenin mutlu yaşam için önemi tartışılmaz. Vücudunuza uygun diyet kültürü oluşturun. Kilolu hantal bir imajınız olmasın. Sağlığa zararlı olduğu bilinen içecekleri ve yiyecekleri, asla tüketmeyin.

Uyku düzenine dikkat edin; Yaşımıza bağlı olarak, uyku düzenimiz değişmektedir. En geç saat 23:00 sıralarında yatakta olun. Beyin hücreleri, 24:00-03:00 sıralarında kendini yenilemeye başlar. Bu saatler arasında mutlaka uyku halinde olun. Mümkünse, gündüz 12:00 -14:00 sıralarında 30 dk civarında uyumaya çalışın.

Düşünce üretmek için kağıda kaleme sarılın; Bir kâğıt ve bir kalem ile çok şey başarabilirsiniz. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak bir ortam ayarlayın. Düşüncelere dalıp, o an aklınıza gelen fikirleri yazın. 1 sayfayı aşmayacak şekilde kâğıdı doldurun. O kâğıdı aradan 1 hafta geçtikten sonra tekrar açıp okuyun. İyi bir değerlendirme yapın. Kendiniz tanımak için, mükemmel bir yöntemdir.

Ne istediğinizi, neden istediğinizi yazın; İş ve özel hayatımızdaki tercihler, bizleri geleceği taşır. Öncelikle ne istediğinizi detaylı bir şekilde açıklayın. Sonra, neden bunu istediğinizi yazın. Yazdıklarınızı aradan 1 hafta geçtikten sonra değerlendirin. Doğruları ve düşünce değişikliklerinizi alt bölüme not edin.

Zamanlama önemli; Hedeflerinizin gerçekleşmesi için kuvvet, zaman, mekân ve insan faktörü çok önemlidir. Zamanlama ise en önemli kararların başında gelmektedir. Bu nedenle, zamanlamayı doğru tespit etmek için, analizlere başvurun.

Mantıklı hedeflere odaklanın; Hayal kurmak hayatımızın her alanında motivasyonu artıcı bir etkidir. Ancak ulaşılması mümkün olmayan çağdışı hayal kurmak, fantezi ‘den öteye gitmeyecektir. Hedefleriniz ulaşılabilir zor ve mantıklı olmalıdır. Fanteziler hayal kırıklıkları doğurabilir. Kimilerine göre ‘Ütopik Hayal’ olarak nitelendirilen fikirler ise Dünya’da çığır açan buluşları doğurmuştur. Mantıklı olan hayalden kasıt, gerçekleşme ihtimali olması demektir.

Hedeflerini planlayın; Hedeflerinizin için gerçekçi, uygulanabilir planlar hazırlayın. Hedefinize ulaşmak için zaman ve planlama çok önemlidir. Bunlar yapılmadığında başarısızlık doğacaktır. Bunun için, pişman olmadan önce doğru olanı yapın.

Kat ettiğiniz aşamaları ölçün; Hedefinize ulaşmada ne kadar ilerleyebildiniz ne kadarını başardınız. Eksik olan ne? Gibi soruları sorun, aşamaları ve süreci takip edin. Bir kitaba başladınız ve o kitap ne kadar sürede tamamlanmış. Önemli olan süreci yönetmektir.

Ara verin; Hedeflediğiniz yolda elde ettiğiniz başarılar için, kişisel ödüllendirmeler yapabilirsiniz. En çok sevdiğiniz tatlı, bazen kısa süreli tatil planı gibi… Belirli aralıklar ile kısa bir mola vermek ilgilendiğiniz alana, dışarıdan bakabilme yeteneği geliştirir

Olumlu konuşun; Günlük konuşmalarınızda, ‘başarabilirim’ ‘çözüm buluruz’ gibi olumlu cümleler kullanın. Bilindiği üzere, olumlu cümleler, kendinizi ve etrafınızdaki insanları doğrudan etkilemektedir

Yol arkadaşınızı seçin; Etrafınızdaki arkadaşlarınız ve dostlarınıza dikkat edin. Size ‘evet’leri ve ‘hayır’ları söyleyen varsa, işte o dostunuzdur. Size duymak istediğinizi söyleyenler varsa, onlar kısa vadeli arkadaştır. Kapsamı alanınızda, olumlu insanların kümelenmesini sağlayın. Eleştiren, çok konuşan, argo kelimeler kullanan, sürekli yemin eden insanlardan uzak durun. Yapıcı eleştiriler getirenlere asla sırt çevirmeyin.

İyi bir dinleyici olun; Konuşmaktan ne kadar çok keyif alsanız da ondan daha fazla, iyi bir dinleyici profil ortaya koyun. Empati yaparak konuyu anlamaya çalışın. Çok konuşan değil, öz konuşan sonuca ulaşır. Kendinizi acımasızca eleştirmeyin.

Yapmadan önce sonucunu hayal edin; Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte düşünün. Yapmayı düşündüğünüz şey için, yapmış gibi hayal edip, olayı gözünüzde canlandırın. Bunu gerçekleştirmede ne kadar başarılı olursanız, o kadar az hata yaparsınız

Dostunuz ile sıkı analiz yapın; Size duymak istediğiniz sözler yerine, gerçekleri söyleyebilen dostunuz ile gerçekçi analizler yapın. Eğer etrafınızda bu ölçütlerde dostunuz yoksa, profesyonel danışman desteği alın. Size farklı bir bakış açısı kazandırabilecek her şey, kazanım olacaktır

Kaybetmeden önce kıymet bilin; Şöyle etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, dostlarınız. Kaybetmeden önce kıymetini bilin. Başkalarına ne kadar değer verirseniz, size verilen değer de aynı ölçüde artar. Bu, aynı zamanda, hayata farklı gözler ile bakmanıza katkıda bulunur.

Doğanın kanunu; her zaman istediğiniz olmaz; Yaptığımız her şey istediğimiz gibi sonuçlanmaz. Bizim dışımızda gelişen, elimizde olmayan nedenlerden ötürü, bazen başarıya ulaşamayız. İşte bu noktada, her zaman başarılı ve mutlu olmak gibi bir olgu olmadığını hatırlamak lazım. Sorunlara karşı eğilmemeli, dik durdukça gerçeğe ulaşacağımızı unutmamalıyız.

Dedikodu yapanlardan kaçın; Yapılan bir iş veya eylem ile ilgili, kişileri eleştiren, arkasından söylenti oluşturarak kötüleyen kişilerden uzak durun, mümkünse kaçın! Elbette her dedikodu yapan insanı hayatımızdan çıkarmaya kalksak kim bilir, etrafımızda çok az insan kalır… Eğer birisi başka biri hakkında dedikodu yapmaya başlarsa, araya girip, müdahale edin. Çekinmeyin! Siz doğru olanı yapın.

Şartlar ne olursa olsun, dürüst olun; Bize göre başarıya ulaştıran en önemli duruş, dürüstlükten geçer. Dürüst bir profil ortaya koymak, etrafımızda samimi insanların kümelenmesini sağlar. Bunu uygulamak için tek kural, şartlar ne olursa olsun, doğruyu söyleyin, dürüstlükten asla şaşmayın! Yapın, göreceksiniz, çok şey kazanacaksınız.

Kategoriler
Genel Kadın Sağlığı

Ağrı tedavisi kişiye özel olmalı

Bel, boyun, diz ağrısı toplumda en sık görülen sağlık sorunlarından biri. Birçok insan hayatında en az bir kere bu ağrıları çekiyor. Doğru yöntemlerle bu sorunların ortadan kaldırılabileceğini söyleyen Liv Hospital Ağrı Kliniği Uzmanı Prof. Dr. Kader Keskinbora, ağrı tedavisinin kişiye özel olarak yapılması konusunda uyardı.

Doku hasarı olmadan bel ağrısı tedavisi mümkün

Bel bölgesindeki ağrılar kas spazmlarına, çeşitli eklemlerin kireçlenmesine (faset eklem) ve disk maddesinin fıtıklaşmasına bağlı olabilir. Bu ağrılar bir aktivite ya da travma sonrası ya da belirgin bir neden olmadan da ortaya çıkabilir. Ani başlayan veya uzun süren inatçı bel ve boyun ağrıları fizik tedavi uygulanmasına rağmen azalmazsa, girişimsel ağrı tedavi seçenekleri gündeme gelir. Bel ve boyun bölgesindeki ağrıya neden olan faset eklemine veya fıtıklaşma nedeniyle etkilenen sinir köklerine enjeksiyon (kortizon) ve radyofrekans tedavisi yapılır. Son yıllarda bel ve boyun sinir köklerine uygulanan radyofrekans akımı tedavisi enjeksiyon tedavisine göre daha etkindir, daha uzun süreli (en az 2 yıl) ağrı sağaltımı sağlar ve doku hasarına neden olmaz.

Doğru ağrı tedavisi ile ilaçtan kurtulmak mümkün

Yaşlılar genellikle iskelet-kas sistemindeki kireçlenmelere bağlı tüm vücut eklem ve kaslarında ağrı hissediyor. Yaşlılarda ağrı tedavisi ilaç tedavisinden, girişimsel ağrı tedavisine kadar değişen geniş bir yelpazeden oluşuyor. İlaç tedavisinde uygun ilacın seçilmesi, kısa etkili ilacın tercih edilmesi, tedaviye düşük dozlarda başlanması, dozun gerekiyorsa kontrollü olarak ve yavaş artırılması, ilaç yan etkilerinin bilinmesi, ilaç kombinasyonlarının yan etkilerinin bilinmesi, ilaca gerektiği süre kadar devam edilmesi önemlidir. Özellikle en sık yapılan hata ise yaşlı hastada kuvvetli ve yüksek doz ağrı kesicileri uzun süreli kullanıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalarda kuvvetli ve yüksek doz ağrı kesicilerin sadece mideyi değil damar yapısını da bozduğu sonucu ortaya çıktı. Bu ilaçları uzun süre kullanan hastaların kalp krizi geçirme riski yüksek. Bu nedenle ilaç tedavisinin bu yan etkiler göz önüne alınarak yapılması gerekiyor. Hatta bel, omuz ve diz bölgelerindeki uzun süreli ağrılara yapılacak iğne tedavisi ilaçlardan da kurtulmak mümkün.

Diz ağrısına radyofrekans

Dizin ön kısmındaki ağrılar aslında diz yakınmalarının önemli bir kısmını oluşturur. Diz kapağına aşırı yük binmesiyle diz kapağının altındaki kıkırdak dokuya ve kemiğe de aşırı yük biner. Bu sürecin uzun yıllar sürmesiyle dizdeki kıkırdak doku da bozulmalar hatta halk dilinde kireçlenmeler oluşur ve bunlar da ağrıya neden olur. Ağrı nedeniyle bu hastaların hareketleri de kısıtlanarak yaşam kaliteleri de düşer. Dizin ön kısmındaki bu tür ağrılar ev hanımlarından, ofis çalışanlarına kadar birçok kişide görülür. Hastalarda özellikle merdiven iner-çıkarken, çömelip kalkıldığında ve diz bükülü pozisyonda uzun süre oturulduğunda şiddetli ağrı olur. Uzun yıllar dizin ön kısmındaki ağrıyı azaltmak amacıyla dize çeşitli enjeksiyon tedaviler uygulanıyor. Bu enjeksiyon tedavilerinde kullanılan kortizon ilacının uzun vadede yan etkileri olabiliyor. Günümüzde tıp dünyası doku hasarı yapmayan tedavileri öneriyor. Bu yeni yöntemde diz eklem aralığına radyofrekans akımı pulsed modunda uygulanarak dizin ön kısmındaki ağrıları azaltılıyor. Radyofrekans akımı üreten özel bir jeneratör ve bu akımı dokuya ileten bir radyofrekans iğnesi ile diz eklem aralığına ultrason eşliğinde girilerek uygulanıyor. Hastaya uygulama bir kez yapılır ve ortalama 6 ay ila 2 yıl süresi boyunca hastaların diz ağrıları azalır ve özellikle merdiven inip çıkmayı ağrısız yapabilirler. Pulsed radyofrekans akımı uyguladığı bölgede doku hasarı yapmadan ağrı sağaltımı sağlar, bu nedenle bu işlem hastaya tekrar tekrar uygulanabilir.

Kategoriler
Genel Kadın Sağlığı

Boyun ağrısına yol açan 9 neden

Günlük olumsuz etkileyen, gece uykudan uyandıran boyun ağrıları omurganın kemik ve eklem yapılarından doğabileceği gibi kas, bağlar ve sinirler gibi yumuşak dokulardan da kaynaklanabiliyor. Peki, yatıp dinlenmeyi neredeyse imkansız hale getiren boyun ağrısı neden olur? Algoloji Uzmanı Prof. Dr. Ateş Önal, boyun ağrılarına yol açan 9 nedeni sıraladı.

1. Boyun fıtığı

Boyunda 7 adet omur cismi bulunuyor. Boyun fıtığı her iki boyun omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak disk dokusunun omurilik ve kola giden sinirlere doğru taşması sonucu ortaya çıkıyor. Basının büyüklüğü ve etkinliğine göre boyun ve kol ağrısı, kol kaslarında kuvvet kaybı, ellerde his kusuru, uyuşma ve beceriksizlik görülebiliyor. Eğer omuriliğe doğru bası olur ise yürüme zorluğu, bacaklarda kuvvetsizlik ve idrar şikayetleri de tabloya eklenebiliyor.

2. Kireçlenme

Boyunda kireçlenme eklemlerin yıpranıp aşınmasıyla oluşuyor. Eğer eklemlerdeki hasar ve disk kenarlarındaki yeni kemik oluşumları boynun normal hareketlerini engellerse, ağrı dışında boyunda tutukluluk hissi de ortaya çıkıyor. Eklem kenarlarından büyüyen yeni kemik oluşumları boyun hareketleri sırasında sinir köklerine bası yaparak sinirin yayılım alanı boyunca omuz ve kollarda ağrıya neden oluyor. Sinir hasarı aynı zamanda uyuşukluk ve iğnelenme hissiyle kaslarda güçsüzlüğü de beraberinde getirebiliyor. Çok ileri olgularda ise kemik çıkıntıları omuriliğe de bası yaparak vücudun alt kısmında güçsüzlük ve duyu kaybına bile neden olabiliyor.

3. Omurga kanalında daralma

Omuriliğin veya sinirlerinin geçtiği kanalların daralması ve omurilik beslenmesinin bozulması ile ortaya çıkıyor. Özellikle ileri yaşlardaki hastalarda ellerde uyuşma, kuvvetsizlik ve beceriksizlik, yürümede zorluk ve el-ayaklarda his kusuru görülebiliyor.

4. Torasik çıkış sendromu

Boyundan çıkan sinirlerin omuz ve koltukaltı bölgesinde sıkışması boyundan kola yayılan ağrıya ve uyuşukluğa neden olabiliyor. Boyun ağrılarına yol açan nedenler arasında sıklıkla görülen torasik çıkış sendromu operasyon ile tedavi edilebiliyor.

5. Romatizmal hastalıklar

Romatoid artrit, ankilozan spondilit gibi hastalıklar boyun hareketlerinde kalıcı kısıtlılığa sebep olabiliyor. Ancak mekanik ağrıların tersine bu hastalıklarda ağrı hareketle azalırken uzun süreli istirahatle ve özellikle geceleri artıyor.

6. Travmalar

Trafik kazaları da boyunda ciddi yaralanmalara neden olabilen faktörler arasında. Özellikle araca arkadan vurulması durumlarında boynun kontrolsüz olarak öne ve arkaya savrulması bağlarda ciddi yaralanmalara sebep oluyor. Bu nedenle araç koltuklarının arkasındaki baş desteklerini açık durumda tutmak ve mutlaka emniyet kemeri takmak gerekiyor. Güreş gibi sporlar ve yüksekten düşmeler de benzer derecede boyun sorunlarına yol açabildiğinden özellikle spor yaparken dikkatli olmak gerekiyor.

7. Miyofasiyal ağrı sendromu

Boyun ve sırt kaslarında duyarlı noktalarla kendini gösteren yumuşak doku kaynaklı ağrılara miyofasiyal ağrı sendromu adı veriliyor. Tedavisinde öncelikle medikal tedavi denilen ilaçlar; bunlar yetersiz kalırsa ağrılı tetik nokta injeksiyonları lokal anesteziklerle (LA), LA artı steroid injeksiyonlarıyla hatta kuru iğne ile uygulanıyor.

8. Kas ve bağ zedelenmeleri

Boyun ağrılarının en sık nedeni olan kas ve bağ zedelenmeleri genellikle boyunu destekleyen kasların aşırı gerilmesi ile ortaya çıkıyor. Ağır kaldırmak, aşırı spor, iş aktivitesi, yanlış masa başı çalışması boyun kaslarında spazma neden olabiliyor. Ayrıca yanlış pozisyonda uyuyakalma, yüksek yastık ve kötü seyahat şartları da boyun tutulması ile sonuçlanabiliyor. Kas ve bağ zedelenmelerine bağlı boyun ağrıları çoğu zaman basit tedaviler ile ortadan kaldırılabiliyor.

9. Tümörler ve diğer hastalıklar

Boyun tümörleri, omurilik tümörleri ve tüberküloz, bruselloz gibi kemik enfeksiyonları da boyun ve kol ağrısına neden olabiliyor. Bununla birlikte omuz ekleminden kaynaklanan ağrılar boyun ve kol ağrılarını taklit edebilirken; yemek borusu, nefes borusu, tiroit ve akciğer hastalıklarında da nadiren boyun bölgesinde ağrı görülebiliyor.

Kategoriler
Annelik Genel

Çocuklarınızın diş bakımını asla aksatmayın!

Dt.Pertev Kökdemir, okulların tatil olması, çocukların dişlerinin kontrolü için bir fırsat haline dönüştürülebileceğini söylüyor ve aileleri özellikle ders koşuşturması içinde ihmal edilmiş olan tedavilerin bu dönemde yaptırılabileceği konusunda uyarıyor.

Azı dişleri çürükten ömür boyu korunur

Oluşabilecek çürüklerin önüne geçmek için uygulanan yöntemleri anlatan Dt. Kökdemir, “Çocuklarda ağızda yerini alan ilk kalıcı büyük azı dişleri bu dönemde çıkmaya başlar ve bu dönemde azı dişlerini fissür koruyucu denen çürüme engelleyici maddelerin uygulanması gerekir. Fissür koruyucular sayesinde azı dişleri ömür boyu çürükten korunur. Yine 12 yaşında çıkmaya başlayan 2. büyük azı dişleri de fissür koruyucu ile korumaya alınmalıdır.” İfadelerini kullandı.

Fast-food çürümeyi hızlandırır

Dt.Kökdemir, tatil günlerinde artan etkinlikler ve bu etkinlikler sırasında alınan şekerli gıdalar, fast-food tarzı beslenme ve asitli içeceklerin dişlerdeki çürümeyi hızlandırabileceği konusunda uyardı. Kökdemir, “Bu nedenle bu dönemde yapılacak diş hekimi ziyareti hem bir kontrol, hem de çocuklar için dişlerine iyi bakmaları açısından bir motivasyon olacaktır” dedi.

Taze besinler yesinler

Tatil günlerinde daha geç yatan ama çok uykulu olduğu için gece diş fırçalamayı ihmal eden çocukların, bu davranışlarıyla dişlerini riske atabiliceğini söyleyen Dt.Pertev Kökdemir, “Bu nedenle ebeveynler özellikle sömestre tatilinde çocuklarını çok iyi takip etmeli, mümkün olduğunca şekerli ve fast-food yiyecekler yerine taze meyve ve sebze yemeleri konusunda yönlendirici olmalı. Çocukların diş fırçalama alışkanlıklarına düzenli bir şekilde devam etmelerini sağlamalıdır” dedi.

Kategoriler
Annelik Genel

Korktuğunuz hıçkırık bebeklere çok şey öğretiyor

Anne karnındaki bebeklerin neden sürekli hıçkırdığını araştıran İngiliz bilim insanları ilginç bir sonuca ulaştı. Araştırmaya göre; her hıçkırık, beyne ses dalgası gönderiyor. Bebek, ses ile hıçkırık arasındaki bağlantıyı keşfedip beynini geliştirerek diyafram kaslarını kullanmayı, dolayısıyla nefes almayı öğreniyor.

Bebeklerin beynini geliştiriyor

Anne karnındaki bebeklerin hıçkırması ebeveynler için endişe verici olabilir. Bilim adamları Yeni doğmuş bebeklerin hıçkırmasının nefeslerini kontrol etmeyi öğrenmek için yaptıklarını buldu.

Araştırmacılar bebekler hıçkırdığında, göğsündeki hisle bağlantılı beyne ses dalgası gönderdiğini böylece bebeklerin beynini geliştirerek diyafram kaslarını kullanmayı, dolayısıyla nefes almayı öğrendiğini buldu.

Araştırma 217 bebek üzerinde yapıldı

University College London’dan Araştırmacılar, 217 bebek üzerinde yaptığı çalışmada başlarındaki elektrotları kullanarak, her hıçkırıklarında tetiklenen beyin dalgalarını belirlediler.

Araştırmaya göre hıçkırıklar diyaframın ani bir hareketine neden oluyor, bu nedenle beyin dalgaları bebekleri bu kası nasıl kontrol edebileceğini öğretiyor.

Kategoriler
Annelik İş Hayatı Kadın Sağlığı

Eğilirken ortaya çıkan baş ağrısı sinüzit olabilir?

Baş ağrısı ile yaşam kalitesini düşüren sinüzit tedavisinde, öncelikle burun içi-sinüslerdeki iltihap ve ödem ortadan kaldırılıyor.

Her “baş ağrım var” diyen hastanın sinüzit olmadığını söyleyen Türkiye İş Bankası İştiraki Bayındır Söğütözü Hastanesi Kulak, Burun, Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Tuncay Özçelik, “Sinüzit tanısı konulması için mutlaka doktor kontrolü gerekiyor” dedi.

Özellikle kış aylarında toplumu etkileyen önemli bir hastalık olan sinüzit, neden olduğu baş ağrısı ve burun tıkanıklığı ile hayat kalitesini olumsuz etkiliyor. Günümüzde en sık görülen hastalıkların başında yer alan sinüzit, yüz kemikleri içerisindeki, içi normalde hava dolu olması gereken boşluklarda iltihaplı doku birikmesi kaynaklı bir hastalık olarak tanımlanıyor. Genellikle sinüs boşluklarının havalanmasını sağlayan kanalların tıkanması ve belirli bazı mikropların sinüs boşluğuna yerleşmesi sonucu ortaya çıkıyor. Bu kanalların tıkanmasında, tekrarlayan ve yeterli tedavi edilemeyen viral üst solunum yolu enfeksiyonları, allerjik durumlar, burun orta bölmesindeki eğrilikler, burun eti büyümeleri, burun polipleri ve özellikle çocuklarda geniz eti büyümeleri önemli rol oynuyor.

İltihaplı akıntı akut sinüzit olabilir

İki haftaya kadar olan saptanmış sinüzit bulgularının akut sinüzit, iki – on iki hafta arası subakut sinüzit, 12 haftadan daha uzun süren sinüzit vakaları ise kronik sinüzit olarak belirtildiğini söyleyen Doç. Dr. Özçelik, “KBB hekiminin endoskoplarla da desteklenen klinik muayenesinde sinüslerin burun içerisine açılan kanallarında iltihaplı akıntının görülmesi özellikle akut sinüzit tanısı için çok anlamlıdır. Ancak kronikleşmiş sinüzitlerde her zaman bu durum saptanamayabilir. Bu durumda çekilecek olan, kafa içerisindeki sinüsleri gösteren tomografi hem sinüzit olup olmadığı hem de hangi sinüslerin ne kadar etkilendiği ve sinüzit hastalığının akut ya da kronik olması hakkında önemli bilgiler verir” dedi.

Öncelik sinüsleri açmak

Sinüzit hastalarına öncelikle ilaç tedavisi uygulanıyor. Akut sinüzitte 10-14 günlük uygun ve etkili antibiyotik tedavisi uygulamak gerekiyor. Kronik sinüzitlerde bu süre daha uzun tutulabiliyor. Antibiyotiğin yanı sıra burun açıcı spreyler, burun için hazırlanmış özel solüsyonlarla burun yıkama, dekonjestan adı verilen ve burun içindeki ödemi azaltarak sinüslerin ağzını açmaya yardımcı ilaçlar, ağrı kesiciler kullanılan diğer ilaçlar arasında yer alıyor. İlaç tedavisiyle iyileşmeyen hastalara ise cerrahi tedavi uygulanıyor.

Ameliyat ile tedavi mümkün

Sinüzit ameliyatları günümüzde yaygın olarak burun içinden, dışarıdan bir kesi yapılmadan, değişik görüş açıları olan endoskoplarla kamera eşliğinde yapılıyor. Temel prensip hastalıklı dokuları, iltihabı ve varsa polipleri temizleyerek sinüslerin yeniden havalanmasını sağlamak diye belirten Doç. Dr. Özçelik, “Aynı seansta eğer varsa burun kıkırdak kemik eğriliği düzeltilebilir, burun etleri küçültülebilir ya da burun polipleri temizlenebilir. Endoskopik sinüs cerrahisi bu konuda deneyimli bir KBB hekimi tarafından, genellikle genel anestezi altında konforlu bir şekilde gerçekleştirilir. Nadir durumlarda lokal anestezi ile de yapılabilir. Başarılı bir operasyon sonrası sinüzitin tekrarlaması çok nadirdir. Operasyon sonrası genellikle hastalar aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilir, ameliyat sonrası birkaç gün içerisinde de normal yaşamlarına dönebilir” diye konuştu.

Her baş ağrısı sinüzit değildir

Öne doğru harekette basınç artar: Sinüzit, bazen şakak ve alın kemikleri hatta diş köklerine yayılan basınç, zonklama hissi ve ağrılar ile ortaya çıkıyor. Baş, öne doğru eğildiğinde ağrı ve basınç hissi artabiliyor.

Geniz akıntısını grip ile karıştırmayın: Genellikle sarı yeşil renkli burun ve geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, öksürük, balgam, bazen ateş, hafif halsizlik ve yorgunluk hissi kişiyi rahatsız eden en önemli şikâyetler arasında yer alıyor.

Koku duyunuzu kontrol edin: Her baş ağrısı yakınması olan kişide mutlaka sinüzit vardır demek doğru olmayabiliyor. Burnun tıkalı olması tat ve koku duyularında azalma yaşanmasına neden olabiliyor.

Kategoriler
Annelik Kadın Sağlığı

Lenfödemin en yaygın belirtileri nelerdir?

Lenfödem hakkında bilgi veren Medicana Çamlıca Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Sevil Karagül, “Vücudumuzda kirli kanı kalbe pompalayan toplar damarlar dışında, bağ dokusunda oluşan sıvıyı toplar damarlarla ileten ayrı bir lenfatik dolaşım sistemimiz bulunmaktadır. Bu lenfatik dolaşımın bazen doğuştan bazen de enfeksiyon veya cerrahiler sonrasında bozulması nedeniyle, proteinden zengin sıvının cilt altı bağ dokusunda birikmesini lenfödem olarak tanımlayabiliriz” dedi.

Ayakkabı ve takılar sıkıyorsa dikkat

Doğuştan olan lenfödem fil hastalığı olarak bilinir. Lenfödem meme cerrahisi, karın ve pelvik organ cerrahileri sonrası, eklem protezlerinden, radyoterapi ve enfeksiyonlardan sonra ortaya çıkabilir. Operasyon sonrası çıkarılan lenf bezi sayısı ne kadar çoksa, radyoterapi ne kadar geniş alan uygulanmışsa lenfödem gelişme riski o kadar artar.

Giysilerde sıkma ya da iz bırakma, bilezik yüzük gibi aksesuarların çıkarılamaması, sıkması gibi yan bulgular da görülebilir. Şişlik zamanla artar, erken evrelerde ölçüm yapılmadıkça fark edilmeyebilir. İleri dönemde şişlik artışına bağlı cilt bütünlüğü bozulur ve biriken sıvı dışarı sızar ve bu bölgeler enfeksiyona açık bir hale gelir.

Lenfödem tanısı

Şişlik görülen uzuv diğeri ile karşılaştırılarak çap farkı açısından ölçümleri yapılmalıdır. Nadiren her iki taraf uzuvda birden lenfödem gelişebilir. Dopler usg, lenfsintigrafisi veya emar (mr) tanıda kullanılan başlıca tetkiklerdendir.

Lenfödem oluştuktan sonra dikkat edilecek bazı durumalar vardır. PH’ı 7 olan sabunlar temizlik amacıyla tercih edilmelidir. Lenfödem gelişen taraf koldan kan alınmamalı, tansiyon ölçülmemelidir. Böcek ısırıklarından korunmalıdır. En az 25 faktörlü güneş koruyucu kremlerle güneşten korunmalıdır. Çıplak ayakla yere basılmamalı ayakkabı giyilmelidir. Dar giysiler tercih edilmemeli, takılar lenfödem olan bölgeye takılmamalıdır. Banyo sonrası mantar oluşumunu engellemek için parmak araları kurulanmalıdır. Banyo sonrası parfüm, alkol, lanolin gibi ürünler içermeyen nemlendiriciler ile nemlendirme sağlanmalıdır. Sauna, kaplıca gibi fazla sıcak ortamlardan veya yazın aşırı sıcakta dışarı çıkmaktan kaçınılmalıdır. Her türlü sıcaktan uzak durmaya çalışılmalıdır. Riskli kol ile ovma, çekme, itme gibi tekrarlayıcı hareketlerden kaçınılmalıdır. Enfeksiyon açısından, kızarıklık, şişlik, ısı artışı, duyarlılık ve ateş gibi belirtilere karşı tetikte olunmalıdır. Riskli kol ile çanta ve dosya taşımaktan kaçınılmalıdır.

Öncelikle hastalığın evrelendirilmesi yapılır. Bası giysileri, lenfödem bandalaması, pnömotik kompresyon gibi aletli ve manuel drenaj gibi tedavi seçeneklerinin tek başlarına ya da birlikte kullanımı hastalığın evresine göre belirlenir. Enfeksiyon ve pıhtı oluşumuna karşı dikkatli olunmalıdır. Özel bakım ve egzersiz programlarının belirlenmesi bu riskleri azaltır.